Geçen yazımda, ekip içinde ihtiyaç duyulan güven ve inancı sağlayacak, ekibi oluşturan kişiler arasında tutkal görevi üstlenecek kişiler yani yöneticiler ve liderler ile ilgili aşamadan bahsetmiştim. Bu yazıma Amerikalı ünlü bilim insanı Warren Bennis’in bir sözü ile başlamak istiyorum.

‘’Liderlik insanların yapılması gerekeni yapmak istemelerini sağlamaktır.       Yöneticiler iter. Liderler ise çeker. Yöneticiler emir verir. Liderler iletişim kurar’’

Dünyada her şey aynı iş dünyasındaki gibi sürekli değişiyor. Öyleyse iş dünyasında yöneticilik bundan 30 yıl önce nasıldı? Şu an nasıl ve gelecekte nasıl olacak? 30 yıl önce bizim büyüklerimizin yöneticileri nasıl davranıyorlardı sizce?  O günkü yönetici davranış ve modeli hala bugün geçerli olabilir mi? Eminim hepimiz hayır geçerli olmaz deriz. Çünkü çalışan davranışları, şirket yaklaşımları ve karşılıklı beklentiler her geçen gün değişmektedir. Günümüzde sadece emir veren, kati itaat isteyen, yüksek hiyerarşik yapıyı destekleyen düşünceler eskilerde kaldı. Günümüzde yöneten değil liderlik eden, kendi söylediklerine koşulsuz itaat etmek yerine sorgulayıp fikir üretebilen kişileri destekleyen, ekibini geliştiren, ekip ruhu yaratmaya çalışan ve güçlü iletişim kurabilen kişiler yönetim kadrolarında yer bulabiliyor. Doğal olarak ideal bir yöneticiyi tanımlamaya çalışsam da, günümüzde bu tip liderleri sıklıkla görmeye başladığımı söyleyebilirim. Ancak liderlerin ihtiyaç duydukları bu değişime açık olmaları ve bu değişimi bir yolculuk gibi görmeleri gerektiğini düşünüyorum. 

Taoizm’in kurucusu kabul edilen Çinli filozof Lao Tzu’nun çok güzel bir sözü vardır.

‘’ En uzun yolculuklar dahi tek bir adımla başlar’’

Türk yöneticiler olarak bu yolculuğun henüz başındayız ve kat etmemiz gereken uzun bir yolumuz var. Kendini sürekli geliştiren, farkındalığı yüksek, geri bildirim alabilen, gelişim noktalarının bilincinde olan ve bu konuda destek alabilen tüm yöneticiler bu yolculuğa çıkmış oluyorlar. Bakış açısı bu şekilde olunca, yolculuk keyifli hale gelmeye başlıyor. Yolculuğa katılmak istemeyenler için ise haberler kötü… Bu yolculuk maalesef hiç sona ermeyecek. Çünkü her yeni kuşağın beklentileri daha da fazla olacak ve yeni liderlik modellerine ihtiyaç duyulacak. Bugünün en gözde mesleklerinin 30 yıl sonra geçerli olmayacağı söyleniyorsa, aynı liderlik davranış ve yöntemlerinin devam etmesi söz konusu olabilir mi?  Olamayacaksa bu yolculuğa bir an önce katılmak ve kendimizi geliştirerek geleceğe hazırlamak zorundayız. Aksi durumda yola çıkmış olanlar ve yeni gelen kuşakla oluşacak farkı yakalamamız giderek zorlaşacaktır.

Zaman inanılmaz bir hızla akarken ve aynı hızla dünyayı değiştirirken, konfor alanımızdan çıkmak ve çevremizde neler olup bittiğine dikkat kesilmemiz gerekmektedir. İletişim internet, cep telefonu ve sosyal medya sayesinde baş döndürücü bir hıza ulaşmıştır. Artık dünyanın herhangi bir yerinde gerçekleşen bir olay saniyeler içerisinde binlerce km mesafelerden izlenebilmektedir. Bu aşamada beklemek, sonra bakarız demek, ben buyum değişemem gibi ön yargılara kapılmak yolculuğu başlamadan bitirebilir. Artık şirketler liderlik kadrolarından beklentilerini yüksek tutuyorlar, çünkü iyi lider her şeyi en iyi bilen kişi değil, yaptığı işi iyi bilenleri bir araya getirip, onları uyum içinde ve en üst performans ile çalıştırabilen kimsedir. Bunu yapabilenler yolculuğa devam ediyor… Öyleyse siz neredesiniz? Yolculukta mı? Yoksa hala konfor alanınızda mı? 

Selçuk YEŞİLTAN / Aralık 2018